Arının Özüne Yolculuk ve “Bien” Kavramı
Ocak ayının dondurucu soğuklarında arılıkta sessizlik hakimdir. Bu dönemde arılar, kovanın kalbinde birbirlerine kenetlenmiş bir kış salkımı oluşturarak hayatta kalma mücadelesi verirler. Biz arıcılar için ise bu sessizlik, sadece bir mola değil, aslında yaptığımız işin özünü, yani “Wesensgemäß” (arının doğasına uygun) yaklaşımını anlamak için en kıymetli zamandır.
Arıcılık Bir Teknik Değil, Bir “İçsel Tutum”dur
Arının doğasına uygun arıcılık, sadece bir kovan tipi veya bir bal sağım yöntemi değildir. Bu yaklaşım, her şeyden önce arıcı ile arı kolonisi arasında “göz hizasında bir dostluk” kurmayı gerektiren içsel bir tutumdur. Bizim için arı, sadece bal üreten bir böcek değil; bütünlüğü, sağlığı ve onuru olan bir canlıdır. Bu yolda yürürken, yüksek bal verimi hedefinden ziyade arının bütünlüğüne duyulan saygıyı merkeze koyarız.
“Bien”: Tek Bir Canlı Organizma Olarak Arı Kolonisi
Bu yaklaşımın temelinde “Bien” kavramı yatar. 20. yüzyılın başlarında Ferdinand Gerstung gibi öncüler, arı kolonisini tek tek bireylerin (işçi arı, erkek arı, ana arı) toplamı olarak değil, tek bir canlı organizma olarak tanımlamışlardır
- Bu bakış açısına göre:
- Petekler, koloninin iskeleti ve hafızasıdır
- Oğul verme süreci, koloninin doğum ve yenilenme anıdır
- Ana arı, koloninin kalbi ve merkezi tohum hücresidir
Rudolf Steiner, bu organizmayı bir “kafası olmayan kafaya” benzetir; koloninin kolektif zekası ve uyumu, onu hayranlık uyandırıcı bir “tek vücut” haline getirir.
Bu Yıl Sizi Neler Bekliyor?
Blog serimiz boyunca, bu organizmanın bütünlüğünü korumak adına üç temel direğe odaklanacağız:
- Doğal Oğul Verme Süreci: Arıların kendi çoğalma içgüdülerine saygı duyacağız.
- Doğal Petek Örümü: Arılara hazır “protez” petekler vermek yerine, kendi balmumlarını salgılayarak iskeletlerini bizzat inşa etmelerine izin vereceğiz.
- Doğal Ana Arı ve Çiftleşme: Yapay üretim yöntemlerinden kaçınıp arının kendi ana arısını yetiştirmesini ve özgürce çiftleşmesini esas alacağız.
Ocak Ayında Arıcı Ne Yapar?
Şu an arılarınız kış uykusunda olduğu için onlara yapabileceğiniz en büyük iyilik, onları rahat bırakmaktır. Kovanı açmak, bu hassas dönemde ısı dengesini bozar ve koloniye zarar verir.
Ocak ayında yapılacak en güzel “arıcılık” faaliyeti, kovanın dışından arıları dinlemektir. Bir stetoskop yardımıyla veya kulağınızı kovana yaslayarak içeriden gelen o homojen, huzurlu vızıltıyı duymaya çalışın. Bu ses size koloninin sağlığı ve büyüklüğü hakkında ipuçları verir; lezzetli bir armoninin parçası olduğunuzu hissettirir.
Bu ay, hazırlık ayıdır. Arılarınız içeride kendi sıcaklığını korurken, siz de dışarıda onların doğasına nasıl daha iyi uyum sağlayabileceğinizi düşünerek bu blog dizisiyle arıcılığınızı dönüştürmeye başlayabilirsiniz.
Anlamak için küçük bir benzetme: Arı kolonisini bir insan vücudu gibi düşünün. Tek bir işçi arı, vücudumuzdaki bir hücre gibidir. Hücreler tek başına yaşayamaz ama bir araya gelerek “Bien”i, yani yaşayan o muazzam organizmayı oluştururlar. Ocak ayı, bu devasa organizmanın derin bir kış uykusuna daldığı, kendi içine çekildiği andır.


